call to - Türkçe İngilizce Sözlük

call to

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"call to" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 2 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
call to f. seslenmek
He called to her across the street.
Sokağın karşısından ona seslendi.

More Sentences
call to f. haykırmak

"call to" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
call out to f. seslenmek
Genel
person to person call i. ihbarlı konuşma
call to prayer i. ezan
station to station call i. normal konuşma
person to person call i. davetli konuşma
station to station call i. santral aracılığıyla konuşma
call to prayer sounds i. ezan sesleri
sounds of the call to prayer i. ezan sesleri
station-to station call i. santral aracılığıyla şehirlerarası konuşma
person-to-person call i. şehirlerarası ihbarlı konuşma
click to call i. tek tuşla arama
call to action i. eylem çağrısı
call somebody to account f. hesap sormak
call out to proclaim f. ünlemek
call students to the chalkboard f. öğrencileri tahtaya kaldırmak
call attention to f. dikkatini çekmek
call back to mind f. hatırına getirmek
call someone's attention to f. birinin dikkatini bir şeye çekmek
call a student to the blackboard f. öğrenciyi tahtaya kaldırmak
call to the blackboard f. (öğrenciyi) tahtaya kaldırmak
call somebody to account for f. hesap sormak
call to order f. toplantıyı açmak
call to the chalkboard f. tahtaya kaldırmak
call to mind f. hatırlatmak
transfer call to f. telefon bağlamak
call a halt to f. son vermek
not to call f. aramamak
call to mind f. akla getirmek
call back to mind f. aklına getirmek
transfer one's call to someone f. telefonu bağlamak (birisine)
call to proclaim f. ünlemek
call a halt to f. kesmek
call a halt to f. durdurmak
call something to mind f. birine bir şeyi hatırlatmak
call to mind f. hatırlamak
call to arms f. silah altına almak
call someone to account f. birinden hesap sormak
call attention to f. dikkat çekmek
call to hearing f. duruşmaya çağırmak
call to court case f. duruşmaya çağırmak
call (someone's) attention to f. hatırlatma yapmak
call on someone to resign f. istifaya çağırmak
call on someone to resign f. istifaya davet etmek
put through a call to f. -e telefon etmek
transfer one's call to someone f. telefon aktarmak
call the witness to testify f. tanıklığa davet etmek
call attention to f. nazarı dikkati celbetmek
call attention to f. dikkati çekmek
call attention to f. dikkat verilmesini istemek
call attention to f. dikkati bir yöne çekmek
call attention to f. ilgiyi bir yöne çekmek istemek
call a halt to something f. bir şeyin durdurulmasını istemek
call someone to testify f. birini tanıklık için çağırmak
respond to a burglary call f. hırsızlık çağrısına/anonsuna yanıt vermek
call public attention to something f. kamunun dikkatini bir şeye çekmek
transfer the call to f. telefonu aktarmak
call upon someone to speak f. birisine söz vermek
Öbek Fiiller
call someone over (to some place) f. birisini çağırmak
call in to f. (telefonla) bir yeri aramak
call in to f. (telefonla) sipariş etmek
call in to f. (telefonla) rapor etmek/belirtmek
call in to f. birini bir yere çağırmak
call in to f. birinin yardımını istemek
call in to f. (telefonla) bildirmek
call in to f. bir konuda bir uzmanın görüşünü almak
call in to f. piyasadan çekmek
call on someone (to do something) f. (birini bir şey yapmaya) davet etmek
call something down (to someone) f. (aşağıdaki birine) yüksek sesle bir şey demek
call in (to some place) f. (bir yeri) aramak
call in (to some place) f. (bir merkezi, iş yerini) arayıp mesajları kontrol etmek
call upon someone (to do something) f. (birini bir şey yapmaya) davet etmek
call upon someone (to do something) f. (birini bir şey yapması için) seçmek
call something down (to someone) f. (aşağıdaki birine) seslenerek bir şey söylemek
call in (to some place) f. (bir yere) telefon etmek
call on someone (to do something) f. (birini bir şey yapmaya) çağırmak
call upon someone (to do something) f. (birini bir şey yapmaya) çağırmak
call upon someone (to do something) f. (birinin bir şey yapmasını) istemek
call on someone (to do something) f. (birini bir şey yapması için) seçmek
call on someone (to do something) f. (birinin bir şey yapmasını) istemek
call to (one) f. (birini) çekmek
call out (to someone) f. (birine) duyurmak için bağırmak
call to (one) f. (birine) duyurmak için bağırmak
call to (one) f. (birinin) ilgisini/dikkatini çekmek
call to (one) f. (birini) kışkırtmak
call to (one) f. (birini) çağırmak
call to someone f. birine seslenmek
call out (to someone) f. (birine) seslenmek
call to (one) f. (birinin) aklını çelmek
call to (one) f. (birine) seslenmek
call to someone f. birine (duyurmak için) bağırmak
call to (one) f. (birini) cezbetmek
call to (one) f. (birine) cazip görünmek/gelmek
İfadeler
call to action i. eyleme çağrı
call to battle f. silah başına çağırmak
call to arms f. silah başına çağırmak
your call is important to us expr. aramanız bizim için önemli
your call is important to us expr. bizi aradığınız için teşekkür ederiz
Konuşma Dili
a place to call own i. evi diyeceği bir yer
a place to call own i. kendi evi
a place to call own i. kendine ait bir yer
call to arms f. askere çağırmak
call to arms f. orduya çağırmak
call to mind f. hatırlamak
call to mind f. anımsatmak
call to mind f. anımsamak
call to mind f. hatırlatmak
place a call to f. telefonla aramak
place a call to f. telefon etmek
go so far as to call someone stupid f. birisine aptal diyecek kadar ileri gitmek
parents are advised to call their child's school for more information expr. ebeveynlere daha fazla bilgi için çocuklarının okullarını aramaları tavsiye ediliyor
we have to call the police expr. polisi aramalıyız
(it's) time to call it a day expr. bugünlük paydos
(it's) time to call it a day expr. bugünlük bu kadar çalışma yeter
(it's) time to call it a day expr. bugünlük yeter
(it's) time to call it a night expr. bu gecelik paydos
(it's) time to call it a day expr. bugünlük bu kadar
(it's) time to call it a night expr. bu gecelik bu kadar
(it's) time to call it a night expr. bu gecelik yeter
(it's) time to call it a night expr. bu gecelik bu kadar çalışma yeter
(something) to call (one's) own expr. (birinin) kontrolünde olan (bir şey)
(something) to call (one's) own expr. (birinin) kendine ait (bir şey)
(something) to call (one's) own expr. (birinin) benim diyebileceği (bir şey)
(something) to call (one's) own expr. (birinin) kendine ayırdığı (bir şey)
(something) to call (one's) own expr. (birinin) sahip olduğu (bir şey)
Deyim
a place to call one's own i. kendi evi
a place to call one's own i. evi diyeceği bir yer
a call to arms i. harekete geçirme
a call to arms i. teşvik etme
a call to arms i. telkin etme
a call to arms i. meydan okumaya davet etme
call to order f. sükunete davet etmek
call someone to account f. hesap sormak
call to account f. suçlayarak hesap sormak
call to order f. resmi olarak başlatmak
call to order f. resmi olarak açmak
call to order f. sessizliğe davet etmek
not have a minute to call your own f. kafasını kaşıyacak zamanı olmamak
not have a minute to call your own f. kafasını kaşıyacak vakti olmamak
not have a minute to call your own f. çok meşgul olmak
call a meeting to order f. toplantıyı duyurmak
call a meeting to order f. toplantının başlayacağını duyurmak
call the meeting to order f. toplantıyı duyurmak
call somebody to heel f. dize getirmek
call something to someone's attention f. birinin dikkatini bir şeye çekmek
call someone's attention to something f. birinin dikkatini bir şeye çekmek
call the meeting to order f. toplantının başlayacağını duyurmak
call somebody to heel f. boyun eğdirmek
call a halt to something f. bir şeyi durdurmak
not able to call one's time one's own f. başını kaşıyacak vakti olmamak
not able to call one's time one's own f. kafasını kaşıyacak vakti olmamak